COGNITIVE LOAD THEORY

SWELLER

Eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle,anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). 

Biyolojik olarak birincil bilgi, sayısız nesiller boyunca edindiğimiz bilgidir: dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmek, yüzleri tanımak, bilinmeyen sorunları çözmek ve gelecek olaylar için planlar yapmak. Bilişsel sistemlerimiz, bu becerileri otomatik olarak ve sınırlı bir çabayla edinmemize izin verecek şekilde gelişti

Biyolojik olarak ikincil bilgi, ihtiyaç duyduğumuz bilgidir çünkü kültürümüz bunun önemli olduğunu belirlemiştir. Bilişsel sistemlerimiz, bu bilgiyi elde etmemizi sağlamak için ayrı yapılar veya sistemler geliştirmedi. Bu ikincil bilgiyi, biyolojik birincil bilgiyi elde etmek için kullanılan bilişsel yapılara ve sistemlere dayanarak öğreniriz

Biyolojik olarak birincil bilgi türü, sayısız nesil boyunca elde etmek için evrimleştiğimizdir. Çok karmaşık olabilir ama biz nispeten kolay buluyoruz. Muhtemelen en bariz örnek, insanların öğrendiği tartışmasız en karmaşık şey olabilecek dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmektir. Çocuklara nasıl dinleyeceklerini ve konuşacaklarını öğretmiyoruz çünkü zaten yapmayı bildikleri bir şeyi kimseye öğretemeyiz. Biyolojik olarak ikincil beceriler, okullarda öğretilen ve öğrenilen hemen hemen her şeydir. Biyolojik olarak ikincil bilgileri öğretmek için okullar icat edildi. Okullarda öğretilen materyalleri, okul dışında öğrendiğimiz materyal kadar kolay ve otomatik olarak öğrenebilseydik, matematik, fen bilimleri, okuma veya yazma öğreten müfredatlar tasarlamamıza gerek kalmazdı.

  1. İnsanlar, Dünyada etkin bir şekilde işlev görmek için büyük bir hazır bilgi deposuna ihtiyaç duyar. Uzun süreli bellek bu depoyu sağlar
  2. İnsanların sosyal doğası, başkalarından öğrenmelerine izin verir. Uzun süreli bellekte depolanan bilgilerin büyük bir kısmı diğer insanlardan gelir
  3. Bilgi uzun süreli bellekte zaten yoksa, rastgele bir oluşturma, test etme ve değerlendirme süreci kullanılarak edinilmesi gerekecektir. Problem çözme sırasında etkili unsurlar hatırlanır.
  4. Çalışan bellek, aşağıdaki durumlarda ciddi şekilde sınırlıdır: yeni bilgilerin işlenmesi. Çalışma çabası ve dinlendikten sonra iyileşir. Değişimin Dar Sınırları İlkesi hafıza tükenmesi bilişselden sonra meydana gelir
  5. Çevresel ipuçları bir ortama uygun eylemler oluşturmak için kullanılır.

1. The Information Store Principle and Human Long Term Memory

(Bilgi Depolama İlkesi ve Uzun Süreli Bellek)

Bireylerin çevreleri algılama ve yorumlama biçimleri uzun süreli belleklerindeki birikimine göre değişmektedir.

    2. The Borrowing Principle and Transferring Knowledge

    (Ödünç Alma İlkesi ve Bilgi Transferi)

    Bir bireyin uzun süreli belleğinde tuttuğu anlamlı bilgilerin neredeyse tamamı, diğer bireylerin uzun süreli belleklerinden ödünç alma yoluyla transfer edilmiştir. Her ne kadar uzun süreli bellekteki bilginin büyük bir bölümü başkalarından alınmış olsa da bu ödünç alma süreci öyle basit bir kopyala yapıştır işlemi değildir. Başkalarından ödünç alma ve transfer işlemi nadiren bireysel bir örgütleme işlemi gerçekleştirilmeden yapılır (sweller, 2006). Bir başka deyişle bunun doğasında yaratıcılık ve oluşturmacılık vardır. Ama hangi bireyde bu nasıl gerçekleşir ve ne düzeyde oluşur bunun ile ilgili kesin net bir bilgi yoktur..

     3. Randomness as genesis principle and Creating Knowledge

    (Bilginin oluşumu ve rastgelelik ilkesi)

    Öğrencinin sorun çözme deneyimi içerisinde onu direkt rehbersiz bırakmak yerine önce ona öğrenme görevleri ile ilgili rehberlik yapalım sonra öğrenci başarılı oldukça o rehberliği adım adım azaltmak bir yöntem olabilir (Van Merrienboer, 2007).


    4. Narrow limits of change and Human Working Memory (Sınırlı Değişim ve Kısa Süreli Bellek)

    Yukarıda doğal bilgi işleme sistemlerinden bilginin nasıl depolandığına ilişkin iki ilkeden söz edilmiştir:

    -Ödünç alma ilkesi

    -Rastgele denemelerin ardından denemelerin etkililiğini test etme

    Her iki ilke arasında da rastgele gerçekleşen işlemlerin olduğu basamaklar yer almaktadır. Çünkü tamamen yeni bir yapı ile karşılaşılan ya da yeni bir şeyin örgütlenmesi gereken durumlarda bilincin rasgelelik ilkesini işe koşması ve ardından işe koşulan stratejinin etkililiğini test etmesi söz konusudur. Depolama süreci sırasında uzun süreli bellekte gerçekleşecek olan her türlü bilgi değişiminin etkili olması istenmekte öte yandan bu değişim ve gelişim işlemi gerçekleşirken belleğin işlevselliğinin yitirilmemesi gerekmektedir (Sweller, 2008).

    5. The environmental organising and linking principle (Çevreye uyum ve Bağlantı kurma İlkesi)

    Daha önce belirtilen dört ilkenin tamamı, yaşayan bir sistemin, içinde bulunduğu çevrede verimli bir biçimde iş görebilmesi için gereklidir. Çevreye uyum ve Bağlantı kurma ilkesi bireyi depolanmış bilgileri doğal çevreye uygun olarak kullanma konusunda yönlendirir.

    KAYNAKLAR

    Eggen, P. ve Kauchak, D., (1992) Educational Psychology: Classroom Connections,  New York, Macmillan

    Dursun, Ö. Ö., & Odabaşı, H. F. (Eds.). (2017). Çoklu ortam tasarımı. PEGEM Akademi.

    Leading Learner. (2020). CLT 2.0 – The Teacher Scaffolding Effects. Retrieved in September 9 2022 from

    Sweller, J. (2008). Human cognitive architecture. In Handbook of research on educational communications

    and technology (pp. 369-381). Routledge.

    Sweller, J., van Merriënboer, J. J., & Paas, F. (2019). Cognitive architecture and instructional design: 20

    Years later. Educational Psychology Review, 31(2), 261-292.

    Leave a comment